Sinsi Düşman Lektin!

Sinsi Düşman Lektin!

Alara Dolunay - Yazar

Lektin, gluten hassasiyeti ile beraber gündeme gelen bir konu ancak kimse nedense gluten kadar ciddiye almıyor. Bugüne kadar adeta bir gizli düşman konumunda hayatımızda yer alan lektin, yeni fobi unsuru haline geliyor.

Nedir bu lektin?

Lektin neredeyse tüm canlıların hücrelerinde olmak ile beraber besinlerin %30’unda normalden çok daha fazla bulunuyor. İşte sorun tamda burada başlıyor.

Protein yapısı sindirilemediği gibi alerjen olma özelliği de gösteriyor.

Bir diğer önemli nokta ise besin bağlıyıcı oluşu, lektin tükettiğiniz yiyeceklerin emilimine engel olarak bağlayıcı özellik gösteriyor.

Yapışkan bir molekül olan lektin, sindirim sürecindeki yolculuğunda bağırsak duvarına yapışıyor. Bağırsak duvarına yapışması o bölgedeki savunma hücrelerini hareketlendiriyor. Lektin tüketimi devamlı hale gelirse süreç tekrarlanıyor ve savunma hücreleri bağırsak duvarına daha fazla zarar vermeye başlıyor. Uzun vadede bağırsak duvarı hasarı, onların zararlı ve zararsız maddeleri ayırt edip süzme yeteneğini bozuyor. Bozulan süzme yeteneği kanınıza zararlı organizmaların ve toksinlerin geçmesine neden olan ''Leaky Gut'' sendromuna vesile oluyor. Devamında otoimmün kaynaklı birçok hastalık riski artıyor.

Etkiler sadece bununla bitmiyor.

Lektin leptin hassasiyeti yaparak obezitenin temellerini atıyor. Çünkü lektin kilo kontrolü ve büyüme hormonunun salınımında önemli bir görev üstleniyor. Hatta insülin gibi davranarak özellikle yağ hücrelerindeki insülin direncine sebep olabiliyor.

Öyleyse ne yapmalı?

Lektin içeren çok fazla besin var ve bu besinlerin tamamından kurtulmanız oldukça zor. Yani asıl düşmanımız aşırı lektin içeren besinler.

Lektin’i yoğun bir şekilde içeren besinler,

  • Nohut, mercimek ve soya gibi baklagiller
  • Un türevli buğday ve buğday ürünleri
  • Domates
  • Yer fıstığı ve kaju
  • Patates ve patlıcan
  • Süt ürünlerinde de aşırı olmakla beraber hatırı sayılır miktarda lektin bulunur.

Yukarıdaki besinler kesinlikle göz korkutuyor, hayatımızdan tamamen çıkarmak oldukça zor. Ama ufak kurnazlıklarla bu besinlerin lektin içeriğini biraz olsun azaltabiliriz.

Çimlendirme yöntemi ile tohumları şaşırtın. Tohumlar artık tehlikeyi atlattıklarını düşünerek kabuklarındaki lektin miktarını düşüreceklerdir.

Mayalama bir diğer lektin azaltma yöntemi. Besinleri turşu yapar gibi mayalamak içerisindeki lektin miktarını azaltacaktır. Buradaki favorimiz domates ve patlıcan. Turşusu gerçekten çok az lektin içeriyor.

Suda bekletme yöntemi bize annelerimizden kalan bir teknik ve oldukça etkili. Özellikle baklagilleri tüketirken bir gece öncesinden suya koyarak ve sık sık suyunu değiştirerek içerisindeki lektinden kurtulabilirsiniz.

Pişirme yöntemi lektini azaltmanın belki de en güzel yolu. Özellikle düdüklü tencere kullanmak lektinin basınç ile parçalanmasına yardım eder.

Meraklısı için daha fazlası:

  1. https://www.mindbodygreen.com/articles/lectin-free-diet-dr-gundry
  2. https://www.fitekran.com/lektin-nedir-zararlari-ve-lektin-iceren-besinler/

Fitoterapi Uzmanı Dr. Can Çiftçi

Yazar hakkında:

Alara Dolunay – Be People Editörü

Lisans Eğitimini Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümünde tamamlayan Alara Dolunay, ICM Turkey Dijital Pazarlama Ajansı proje müdürü asistanlığı ve Doğan Paksoy Galeri Genç Sanat Dergisi Yazarlığı stajlarını tamamladı. 2020 senesinde Sotheby’s Art Institute, Sanat Tarihi programına katıldı. Ocak 2021’den beri Be People bünyesinde Kreatif Editör konumunda çalışıyor.

Food

Enerjinizi Yükseltmenize Yardımcı Olacak 14 Besin
Enerjinizi Yükseltmenize Yardımcı Olacak 14 Besin

Büşra Türkmen 26 Haziran 2021

Gün içerisinde enerjimizi yükseltmeye ihtiyaç duyduğumuz birçok an yaşıyoruz. Bazen dışarıda çok yoğun işlerimiz olduğunda bazen ise üretmek ve güne devam etmek için enerjimizi artıracak çözümler arıyoruz.

Devamı

Her Sofrada İstisnasız Yer Alan Tuz!
Her Sofrada İstisnasız Yer Alan Tuz!

Alara Dolunay 10 Haziran 2021

7’den 70’e öğünlerin vazgeçilmez bir parçası olan tuz hakkında aslında ne biliyoruz? Bu besin küçük bir detay gibi gözükse de sağlığımız için gerçekten ne ifade ediyor?

Devamı

En Değerli Antioksidan: Glutatyon
En Değerli Antioksidan: Glutatyon

Alara Dolunay 03 Haziran 2021

Yaşadığımız yüzyılda insan ömrü uzadı. Dolayısıyla bu süreyi daha da uzatabilmek ve hastalıklardan korunmak için pek çok yöntem merak konusu haline geldi. Bir yandan da sürekli maruz kaldığımız kimyasallarla temiz beslenmek neredeyse imkansız. Bu nedenle hormonal bozukluklar ve erken yaşta kanser gibi pek çok sorun ortaya çıkabiliyor.

Devamı