Gençlik iksiri: Antioksidanlar

Gençlik iksiri: Antioksidanlar

Eda Çidam - Yazar

Hastalıklardan korunmak, hücre yaşlanmasını durdurmak ve genç bir cilde sahip olmak için antioksidanlarla dolu besinler tüketmek olmazsa olmaz.

Peki nedir bu antioksidanlar?

Vücudumuzdaki serbest radikallerin hücrelere verdiği zararla savaşan moleküllere antioksidan diyoruz. Her nefesimizle vücudumuzda doğal olarak üretilen serbest radikaller, hücreleri yaşlandıran ve kanser, tip 2 diyabet, kalp-damar ve Alzheimer gibi birçok hastalıkla ilişkilendirilen moleküller olarak özetlenebilir. Vücudumuz bu serbest radikallerle savaşmak için kendi antioksidanlarımızı üretmekle birlikte, bu gücü arttırmak için birçok yiyecekten faydalanıyor.

Stres, sigara; hava kirliliğine, çevresel toksinlere veya güneşten gelen UV ışınlarına maruz kalmak, enfeksiyonlar ile yoğun ve uzun sureli egzersiz yapmak, serbest radikal oluşumunun artışında en önemli sebepler. Ya da başka bir deyişle antioksidanlara daha da çok ihtiyacımızı arttıran durumlar... Bu durumlar hepimizin hayatına bir şekilde dokunduğundan; hücrelerimizi korumak, genç ve enerjik kalmak için mevsimine uygun meyve ve sebzeleri tüketmemiz şart.

Bu antioksidanları nereden alacağız?

Tüm bitkiler, baharatlar, meyve ve sebzeler aslında birer iyi antioksidan kaynağı. Sağlıklı beslenmeye karar veren herkesin atması gereken ilk adım da, “kötü” yiyecekleri beslenmelerinden çıkarmaya odaklanmak yerine, antioksidan değeri yüksek “iyi” yiyecekleri daha çok yemeye özen göstermek olmalı. Böylece sağlıksız yiyeceklerin vücudumuza hem hücresel boyutta, hem de fiziksel olarak daha az zarar vermesini sağlayabiliriz.

Ne kadar çok renk, o kadar iyi!

Ne kadar doğal, güneşte yetişmiş, koyu renkli sebze yersek aldığımız antioksidan oranı o kadar yüksek olur. Bunu şu şekilde düşünebiliriz. UV ışınları, aynı bizde olduğu gibi bitkilerde de bir oksidatif stres yaratıyor. Bitkiler, kendilerini korumak için güneş altında kaldıkça antioksidan gücü yüksek pigmentler üretiyor. Biz de bu olgunlaşmış ve güneşe maruz kalmış bitkileri yediğimizde bu antioksidan maddelerden yararlanabiliyoruz. Bu bilginin ışığında bir bitkinin rengi ne kadar koyuysa o kadar güçlü gibi genel bir yargıda bile bulunabiliriz!

Ne kadar çok renk yersek o kadar güçlü antioksidan etki görürüz. Örneğin, antioksidan gücünü ölçmek için kullanılan ORAC değeri, mor lahanada beyaz lahanadan, siyah chia tohumunda beyaz chia tohumundan daha yüksek. Antioksidan değeri en yüksek yiyeceklere baktığımızda, en üst sıralarda kakao, sumak, zerdeçal, karanfil, böğürtlen, yaban mersini ve pancar gibi rengi çok koyu-parlak bitkileri görmemiz de tesadüf değil.

Ya antioksidan takviyesi?

Yapılan çalışmalar, sebze-meyvelerden aldığımız antioksidanların hap formundan daha etkili olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi; hem bir sebzede birden çok çeşit antioksidan bulunması, hem de aynı antioksidanın farklı formlarda bulunması. Hap aldığınızdaysa sadece bir antioksidanın belirli bir formunu almış oluyorsunuz ve bu, vücuttaki sadece bir formda olan serbest radikalleri etkisiz hale getirmek anlamına geliyor. Geriye kalanlarsa serbestçe hücrelerimizi yıpratmaya devam ediyor.

Meyve-sebzeleri en taze haliyle, mevsiminde, pişirmeden veya kızartmak/haşlamak yerine buharda/fırında düşük ısıda pişirme yöntemlerini kullanarak tüketmek antioksidan içeriğinden maksimum faydalanmamızı sağlıyor. Çoğu meyve ve sebze için konuşmak gerekirse, hiç işlenmemiş ve çiğ olarak tüketmek antioksidan açısından en iyi yöntem. Brokoli veya domates gibi pişirildiğinde içerisindeki antioksidan oranı artan bazı sebzeler dışında...

Bu yazıda ifade edilen görüşler, alternatif çalışmalara ışık tutmak ve bu çalışmalar hakkında konuşmayı teşvik etmek için yazılmıştır. Yazılar hekimlerin tavsiyelerini bir ölçüde içeriyor olsa bile, sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı; profesyonel tıbbi tavsiyenin, teşhisin ve tedavinin yerini alamaz.

Yazar hakkında:

Eda Çıdam - Diyetisyen ve Fonksiyonel & İntegratif Tıp Sağlık Koçu

Lisans eğitimini Montreal’de McGill University Beslenme ve Diyetetik bölümünde tamamlayan Çıdam, Montreal’de birçok hastanenin endokrinoloji (diyabet), gastroenteroloji, geriatri gibi bölümlerinde stajlar yaptı. New York’taki Institute for Integrative Nutrition’dan Holistik (Bütünsel) Beslenme ve Sağlık Koçu ve Hormon Sağlığı kursları, eCornell’den Bitki Bazlı Beslenme kursu ve AFPA’nın (American Fitness Professionals and Associates) Sporcu Beslenmesi sertifika programlarını bitirdi. Ayrıca Florida’da Hippocrates Health Institute’daki doğal tedaviler üzerine iki aylık Sağlık Eğitmenliği programını tamamladı. Şu an George Washington University’de İntegratif Tıp üzerine yüksek lisans yapan Çıdam, kendi sitesinde sağlıklı yaşam üzerine yazılar ve tarifler paylaşıyor.

Food

Kahveden Sonra Ne Var?
Kahveden Sonra Ne Var?

Elvin Vural 06 Ağustos 2020

Dünya üzerinde her gün 1,6 milyar bardak kahve tüketiliyor. Gündelik hayatın ve çalışma kültürünün yapıtaşlarından biri. Peki kahve bedenimizi ve zihnimizi nasıl etkiliyor?

Devamı

Egzotik Bir Yaz Sizi Çağırıyor!
Egzotik Bir Yaz Sizi Çağırıyor!

Aygen Ecevit 06 Ağustos 2020

Bitkisel bazlı beslenme mutfağı Bi Nevi Deli'nin kurucuları Belkıs Boyacıgiller ve Özge Şen, egzotik bir yaz yaşama hayalimizi gerçeğe dönüştürüyor. Gelin, Pithaya Smoothie Bowl ile bu keyfi beraber deneyimleyelim.

Devamı

Bitki Dünyasının Güçlü Antioksidanı: Polifenoller
Bitki Dünyasının Güçlü Antioksidanı: Polifenoller

Yağmur Kocaman 05 Ağustos 2020

Bitkilerin insan sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar fazla yararı olduğunu biliyoruz. Peki polifenolleri özel kılan ne?

Devamı